#47 Kız turist
kafilesi.
Çabasız varoluşları, iri kemikli vücutlarını, dirsek ve dizlerinden bollaşmış yolculuk giysilerini, parçalanmış spor ayakkabılarını hare gibi çeviriyor. Kesintisiz enerjiyle aniden ayağa kalkılıyor, aniden gülünüyor. Bilinmeyen bir ülkede olmanın verdiği sonsuz hafiflikle önyargılardan, ayıplamalardan bihaber, makyajsız, biçimli yüzleri aydınlanıyor. Aşınmış sırt çantaları, fotoğraf makinaları, haritalar, boyundan geçirilmiş ipli küçük cüzdanlar taze tenlerine kat çıkmış. Çevrelerindekine inat, elbiseleri onları tanımlamıyor da, Avrupalılıklarıyla onlar elbiselerini tanımlıyor. Başlarına gülmek için taktıkları bir fes, boyunlarına aksesuvar olarak taktıkları bir baş örtüsü alışılageldik görevini bir yana bırakıp, yabancılığına şık bir kontrast katıyor. Kollarında kıl çıkıyor diye utanan yüzlerce kız imrenerek, yarı düşman gözlerle onlara bakarken turist kızlar, moderrn ilişkilerde evlenmeyi hor gören Türk erkeğinin nikah dairesinde biten hayallerinde başrol oynuyor.