#44 Eşyaya kızan, bağırıp
vuran adam.
Terlemesine rağmen bir türlü üstünden çıkaramadığı montunun sıkışmış fermuarı, hızı düşük interneti göz önüne seren bilgisayar monitörü, hevesle sevdiği meyvelisinden aldığı reçelin kavanoz kapağı, “tıp… tıp…” diye damlayarak çelik lavaboda ritm tutan bozuk musluk, boğazı sıkı kalın bir kazak, “buradan açınız” yazan kesik çizgili yerinden yırtılmayan bisküvi paketi, laftan anlayacakmışcasına öfkesine muhatap; ağır hakareti, yetmezse fiziksel şiddeti hak ediyor. Eşyanın, eşyalığını eksik yaptığına kanaat getirdi mi, acımasız patrona, çıtayı yüksek tutan tatminsiz bir babaya dönüşüyor. Onca paylamanın ardından duygusallaşıp, hayal kırıklığıyla küsüyor, aşınmış ilişkiyi eşyanın bir sonraki işlev kontrolüne dek kenara bırakıyor.