#41 Vapurda duygulanıp, varoluşunu
sorgulayan adam.
Karadayken, paçaları iş hayatının çamuruyla ağırlaştığından bata çıka ilerliyor, yarı saydam bir endişe sisinin arkasında ne düşündüğü pek anlaşılmıyor. Ama iskeleden yürüyüp de vapura binmeyegörsün, en yakın cam kenarına oturup, ilk fırsatta duygularıyla selamlaşıyor. Dizlerine yatırılmış kahverengi bond çantasının üstünde parlak siyah bir cep telefonu; kulaklığın kablosu lülelenmiş, karışık düşüncelerin ortasına her iki kulaktan soluk melodiler üflüyor.
Yolculuk boyu dış dünya kadar iç dünyası da dalgalı, gözleri denizin üstünde beyaz köpüklerinin seyrelip dağıldığı yere sabitlenmiş. Duygusal muhasebesini denkleştirmeye, koordinatlarını belirlemeye çalışıyor; boğazın ortasında ama hayatın neresinde?